Ebeveynlerin Çocuk Güvenliğinde Yaptığı Hatalar ve İhmal Sebepleri

Her anne baba, çocuğu için en güvenli ortamı yaratmak ister. Ancak bazen "ben çocuğumu her an izliyorum" düşüncesi veya kulaktan dolma bilgilerle alınan geçici önlemler, aslında riski daha da artırabilir. Ev kazalarının ve güvenlik ihmallerinin arkasında sadece dikkatsizlik değil, bazen yanlış doğru bilinenler, bazen de "aklına düşürmeyelim" gibi kültürel yaklaşımlar yatar. Bu yazıda, ebeveynlerin güvenlik konusunda sıkça düştüğü hataları ve ihmalin altında yatan gerçek nedenleri inceleyeceğiz.

Yanlış Güvenlik Algısı ve Riskli Önlemler

Birçok ebeveyn, evde önlem aldığını düşünürken aslında yeni tehlikelere davetiye çıkarabilir. Örneğin, priz deliklerine kağıt sıkıştırmak veya dolap kapaklarını iple bağlamak, güvenli bir çözüm gibi görünse de aslında yangın veya boğulma gibi daha büyük riskler doğurabilir. Güvenlik, geçici yamalarla değil, standartlara uygun ve kalıcı önlemlerle sağlanmalıdır. Ayrıca ebeveynin stres düzeyi, yorgunluğu veya sosyo-ekonomik durumu da risk algısını doğrudan etkileyen faktörlerdir.

"Benim Çocuğum Zaten Bilir" Yanılgısı

Yapılan gözlemlerde en sık karşılaşılan hatalardan biri, ebeveynlerin çocuklarının güvenlik becerilerine sahip olduğunu "varsaymasıdır". "Benim çocuğum ocağa yaklaşmaz", "Karşıdan karşıya geçmeyi bilir" gibi düşünceler, çocuğun bu beceriyi gerçekten kazanıp kazanmadığını test etmeden oluşur. Oysa güvenlik becerisi kendiliğinden gelişmez, tıpkı akademik beceriler gibi sistematik bir şekilde öğretilmesi gerekir.

Uyarı, Öğretim Değildir!

Belki de en kritik ayrım buradadır: Ebeveynler genellikle çocuklarını sözlü olarak uyarmayı (örneğin "Oraya dokunma!", "Koşma!") bir eğitim zannederler. Ancak uyarı anlık bir müdahaledir ve çocuğa tehlikenin "nedenini" veya tehlike anında "ne yapması gerektiğini" öğretmez. Gerçek bir güvenlik eğitimi, sadece "yapma" demek değil; doğru davranışı modellemek, acil durum planları yapmak ve çocuğu sürece dahil etmektir.

"Aklına Düşürmeyelim" Yaklaşımı

Bazı ebeveynler, yangın, deprem veya kaza gibi konuları konuşmanın çocuğu korkutacağını veya "aklına düşüreceğini" düşünerek bu konuları tamamen yok sayar. "Hiç bahsetmeyelim, zaten bilmiyor" yaklaşımı, çocuğu tehlike anında savunmasız bırakır. Oysa yaşına uygun, korkutmadan yapılan bilgilendirmeler, çocuğu endişeye değil, güvenli bir bilince sevk eder.

Sonuç

Çocuğumuzu sürekli gözetim altında tutmak tek başına bir güvenlik önlemi değildir. Asıl hedef, ona kendi güvenliğini sağlayabilecek bilinci kazandırmaktır. Rastgele videolar izletmek veya sadece sözlü yasaklar koymak yerine, uzman görüşlerine dayalı, doğru ve planlı bir güvenlik eğitimi verilmelidir.