Çocuklar, yaşadıkları travmatik olayları yetişkinler gibi doğrudan cümlelerle ifade edemeyebilirler. Utanç, korku, tehdit edilme veya kelime dağarcığının yetersizliği gibi nedenlerle, yaşadıkları istismarı "şifreli" mesajların arkasına gizleyebilirler. Bir eğitimci veya ebeveyn olarak bu sessiz çığlıkları duyabilmek, satır aralarını okuyabilmek hayati önem taşır. Bu yazıda, çocukların istismarı anlatırken başvurduğu üç temel yöntemi (dolaylı ima, gizli ifade ve koşullu anlatım) inceleyeceğiz.
1. Dolaylı İma Yoluyla Anlatım
Çocuklar bazen görünürde masum veya anlamsız duran cümlelerle aslında büyük bir sorunu işaret ederler. Örneğin:
- "Erkek kardeşim dün gece uyumama izin vermedi."
- "Komşumuz X abi çok komik iç çamaşırları giyiyor."
- "Annemin beni amcamla yalnız bırakmasından hiç hoşlanmıyorum."
- "Bakıcım beni çok sıkıştırıyor."
Yetişkinlerin bu cümleleri "çocuktur, hayal kuruyor" diyerek geçiştirmemesi gerekir. Bir çocuk görmediği veya maruz kalmadığı bir ayrıntıyı (örneğin bir yetişkinin iç çamaşırını) neden anlatsın? Bu tür ifadeler, mutlaka irdelenmesi gereken ciddi sinyallerdir.
2. Gizli İfade: "Bir Arkadaşım Var..."
Çocuk, yaşadığı olayı kendisi yaşamamış gibi, bir başkasının başından geçmiş bir hikaye olarak anlatabilir. Bu, kendini koruma mekanizmasıdır.
- "Çok kötü ellenen bir kız tanıyorum."
- "Tanıdığım bir kız annesine rahatsız edildiğini söyledi ama annesi ona inanmadı."
Bu durumda çocuğa, "O kıza ne olmuş?", "Annesi ne demiş?" gibi sorularla hikayeyi derinleştirmesi için fırsat verilmelidir. Genellikle anlattığı o "tanıdık kız/çocuk" aslında kendisidir.
3. Koşullu İfade ve Sır Tutma İsteği
İstismarcılar genellikle çocukları "Bunu söylersen başına kötü şeyler gelir" diye tehdit eder. Bu yüzden çocuk, anlatmadan önce güvenlik garantisi ister:
- "Öğretmenim size bir şey söyleyeceğim ama kimseye söylemeyeceğinize söz verin."
Bu cümledeki tereddüt ve korku, durumun ciddiyetini gösterir. Çocuğa, "Bana rahatça anlatabilirsin, seni korumak benim görevim" diyerek güven verilmeli, ancak yasal zorunluluk gereği durumun yetkililere bildirilmesi gerektiği (çocuğun anlayacağı dille) ve bunun onun güvenliği için yapılacağı uygun bir zamanda açıklanmalıdır.
Sonuç
Çocukların dili her zaman net değildir. Onların "kardeşim uyutmadı" demesi, basit bir uykusuzluk şikayeti olmayabilir. Bizlere düşen, kulaklarımızı sadece söylenen kelimelere değil, arkasındaki korku dolu mesajlara da açmaktır.