Toplumumuzda bazen çocuklar, sanki duyguları ve düşünceleri olmayan, sadece büyütülüp bir köşeye konması gereken varlıklar gibi algılanabiliyor. Oysa her çocuk, kendine has fikirleri ve duyguları olan bir bireydir. Sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi, bu bireyselliği kabul etmekle başlar. Bu yazıda, çocuğa sınır koyarken yapılan iletişim hatalarını, kuralların neden açıklanması gerektiğini ve aile içi tutarlılığın önemini inceleyeceğiz.
Neden "Hayır" Demek Yetmez?
Çocuğunuz kapı koluyla oynadığında ona sadece "Oynama!" demek, anlık bir çözümdür ancak kalıcı bir öğretim değildir. Çocuklar, yetişkinler gibi karmaşık neden-sonuç ilişkilerini zihinlerinde hemen kuramayabilirler. Kapı koluyla oynamasının neden yasak olduğunu (örneğin "Bozulabilir ve kapıda kalabiliriz") ona yaşına uygun bir dille açıklamak gerekir. Açıklama yapılmadığında çocuk, bu yasağı sadece ebeveynin baskısı olarak algılar ve fırsatını bulduğunda (siz görmediğinizde) davranışı tekrarlamaya devam eder.
Çift Yönlü İletişim ve Duygu Paylaşımı
Genellikle iletişimimiz tek yönlüdür; biz sorarız, çocuk cevaplar. "Okul nasıldı?", "Yemeğini yedin mi?". Peki, biz çocuğumuza kendi günümüzü anlatıyor muyuz? Bir babanın "Bugün iş yerinde şöyle bir olay yaşadım ve bu beni biraz üzdü" diyerek duygularını paylaşması, çocuğun empati yeteneğini geliştirir. Çocuk, "Babam da üzülebiliyor, o da insan" diyerek ebeveyniyle özdeşim kurar ve aradaki bağ güçlenir.
Sınırlar ve Özgürlük Çemberi
Çocuklar büyürken sınırlara ihtiyaç duyar, çünkü sınırlar onlara güven verir. Bunu bir çember gibi düşünebilirsiniz: Çemberin içi çocuğun özgür alanıdır, ancak dışı güvenliği veya başkalarının haklarını ihlal eden bölgedir. Örneğin evde top oynamak isteyen çocuğa, "Evde top oynanmaz çünkü alt kattaki komşumuz rahatsız olabilir" şeklinde gerekçeli bir sınır çizmek, kuralı mantıklı ve uygulanabilir kılar.
Tutarlılık: Çocuğu Çekiştiren İpler
En büyük ebeveynlik sınavlarından biri tutarlı olmaktır. Geniş ailelerde (anneanne, dede, amca vb.) herkesin farklı bir kural koyması, çocuğu şaşkına çevirir. Birinin "yasak" dediğine diğeri "bir kereden bir şey olmaz" derse, çocuk kime göre davranacağını bilemez veya işine geleni seçer. Ebeveynler, kuralları çocuğun da katıldığı bir toplantıda belirlemeli ve o günkü ruh hallerine göre (çok mutlu veya çok yorgun olsalar bile) kuralları esnetmemelidir. "Babam bugün mutlu, o zaman geç yatabilirim" algısı, kuralın otoritesini sarsar.
Sonuç
Mükemmel ebeveyn yoktur ama tutarlı ebeveyn olmak mümkündür. Çocuğun 10 davranışından 8'i doğru, 2'si yanlışsa; sürekli yanlışlara odaklanmak yerine doğruları görmek ve takdir etmek, çocuğun olumlu davranışlarını pekiştirmenin en sağlıklı yoludur.