Dünya nüfusunun hızla artması, sadece gıda ve barınma değil, en temel ihtiyacımız olan su kaynakları üzerinde de büyük bir baskı oluşturuyor. Önümüzdeki 40 yıl içinde dünya nüfusuna 2.5 milyar insanın daha ekleneceği öngörülüyor. Ancak su talebi, nüfus artışından çok daha hızlı büyüyor: Son 100 yılda nüfus 3 kat artarken, suya olan talep 7 kat artmıştır. Bu yazıda, 2050 yılına dair korkutucu senaryoları, tarım ve enerjide suyun rolünü ve "Su Savaşları" ihtimalini inceleyeceğiz.
Nüfus ve Talep Arasındaki Orantısızlık
Suyu sadece içmek için değil, ürettiğimiz her ürünün içinde (sanal su olarak) kullanıyoruz. Bu nedenle su tüketim hızımız, nüfus artış hızımızı katlıyor. 2050 yılında dünya nüfusunun %40'ının, su sıkıntısı çeken havzalarda yaşamak zorunda kalacağı tahmin ediliyor. Bu durum, suyun sadece çevresel değil, demografik bir krizin de merkezinde olduğunu gösteriyor.
Tarım ve Enerjide Suyun Payı
Tatlı su kaynaklarımızın %70'i tarımsal üretimde kullanılmaktadır. Artan nüfusu beslemek için 2050 yılına kadar tarımsal su kullanımını iki katına çıkarmamız gerekiyor. Ancak "Bu kadar suyumuz var mı?" sorusu maalesef cevapsız kalıyor. Ayrıca su, sadece gıda için değil, enerji üretimi (hidroelektrik, fosil yakıtlar vb.) için de vazgeçilmez bir girdidir.
İklim Değişikliği ve Akdeniz Havzası
Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzası, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biridir. Önümüzdeki 25 yıl içinde yağışların %20 azalması bekleniyor. Bu durum kuraklık, orman yangınları ve tarımsal verim kaybı olarak bize geri dönecektir. Su döngüsünün bozulması, bazı bölgelerde sellere, bazı bölgelerde ise şiddetli kuraklığa neden olmaktadır.
Geleceğin Kabusu: Su Savaşları
Teorisyenler, gelecekteki savaşların petrol veya toprak için değil, "temiz su" için çıkacağını öngörüyor. Günümüzde her 8 dakikada bir çocuk susuzluktan ölürken ve dakikada bir çocuk kirli sudan kaynaklı hastalıklardan hayatını kaybederken, suyun stratejik önemi her geçen gün artmaktadır.
Sonuç
2025'te 2 milyar, 2050'de ise 7 milyar insanın suya erişim sorunu yaşayacağı bir dünyada, suyu korumak bir tercih değil, hayatta kalma mücadelesidir.