Bir çocuk, yaşadığı istismarı anlatma cesaretini gösterdiğinde, karşısındaki yetişkinin vereceği ilk tepki hayati önem taşır. Ancak bazen iyi niyetle sorulan sorular veya verilen tepkiler, çocuğu daha da travmatize edebilir. "Neden?" sorusunun yarattığı suçluluk duygusundan, aşırı sorgulamanın zararlarına kadar; bu yazıda istismar bildiriminde asla yapılmaması gereken hataları ve doğru iletişim yöntemlerini ele alacağız.
"Neden?" Sorusu: Masum Bir Soru Değil
İstismarı anlatan bir çocuğa "Neden o kişiyi durdurmadın?", "Neden daha önce söylemedin?" gibi sorular sormak, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Bu sorular, çocuğa "Demek ki benim de bir suçum var, engelleyebilirdim" mesajını verir. Oysa istismarda çocuğun rızası veya gücü söz konusu değildir. "Neden?" sorusu yerine, "Bunu bana anlattığın için teşekkür ederim, çok doğru bir şey yaptın" diyerek çocuğu cesaretlendirmek gerekir.
Sorgu Hakimi Değil, Güvenli Liman Olun
Çocuğun anlattıklarını didik didik etmek, "Emin misin?", "Gerçeği mi söylüyorsun?" gibi şüpheci yaklaşımlar sergilemek, çocuğun kendini savunmaya geçmesine neden olur. Çocuklar, yaşamadıkları veya bilmedikleri bir konuda (özellikle cinsel içerikli konularda) uydurma hikayeler anlatmazlar. "Bunun olması için sen ne yaptın?" gibi korkunç sorular, çocuğu zan altında bırakır ve susmasına neden olur. Amacımız sorgulamak değil, onu koşulsuz dinlemek ve güven vermektir.
Gizlilik Teminatı ve Yasal Bildirim
Çocuğun en büyük korkularından biri, olayın arkadaşları veya diğer öğretmenler tarafından duyulmasıdır. Çocuğa, "Anlattıkların aramızda kalacak, kimseyle dedikodu yapmayacağım" teminatı verilmeli; ancak sorunun çözülmesi için yetkili kişilerle (rehberlik servisi, okul müdürü vb.) iletişime geçilmesi gerektiği de nazikçe açıklanmalıdır. Bu dengeyi kurmak, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar.
Okul Politikası ve Yol Haritası
İstismar vakaları kriz anında değil, önceden planlanmış bir protokole göre yönetilmelidir. Her okulun, "Böyle bir durumda kim ne yapacak?" sorusuna cevap veren yazılı bir politikası olmalıdır. Okul yönetimi ve rehberlik servisi, bu yol haritasına göre hareket etmeli, paniğe kapılmadan süreci yönetmelidir.
Sonuç
Biz eğitimciler veya ebeveynler, olayı kanıtlamakla yükümlü dedektifler değiliz. Görevimiz, çocuğun anlattıklarını ciddiye almak, ona suçluluk hissettirmeden dinlemek ve şüphelerimizi ilgili mercilere bildirmektir. Unutmayın, yanlış bir soru çocuğu sonsuza dek susturabilir.