Kaza, genellikle önceden planlanmayan, ani gelişen ve sonucunda yaralanma veya hasar oluşan durumları ifade eder. Çoğu zaman evimizi çocuklarımız için en güvenli sığınak olarak görsek de, istatistikler ev kazalarının ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yazıda, ev kazalarının boyutlarını, istatistiksel veriler ışığında inceleyecek ve çocukların güvenliğini tehdit eden bireysel risk faktörlerini ele alacağız.
İstatistikler Ne Söylüyor?
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her gün yaklaşık 2.500 çocuk kasıtsız yaralanmalar (ev kazaları vb.) nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Özellikle 5-9 yaş grubunda bu oran %61 gibi çarpıcı bir seviyededir. Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığı verileri, acil servise başvuruların %79'unun ev kazaları kaynaklı olduğunu göstermektedir. Bu kazaların en sık görülen türleri ise sırasıyla düşme, boğulma, yanma ve zehirlenmedir.
Yetişkin Gözetiminde Bile Risk Var
Şaşırtıcı bir gerçek ise, ev kazalarının %60'ından fazlasının bir yetişkinin yanındayken gerçekleşmesidir. Kültürel olarak oldukça korumacı bir aile yapısına sahip olsak da, sadece "koruyucu olmak" kazaları önlemek için yeterli olmayabiliyor. Aşırı korumacılık, bazen çocuğun risk algısını geliştirmesini engelleyerek, tehlike anında nasıl davranacağını bilememesine yol açabiliyor.
Risk Faktörleri: Yaş ve Cinsiyet
Ev kazalarındaki riski artıran en önemli faktörlerden biri çocuğun yaşıdır. Veriler, yaş küçüldükçe kaza geçirme olasılığının arttığını göstermektedir. Ayrıca cinsiyet faktörü incelendiğinde, hareketli yapıları ve keşfetme merakları nedeniyle erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha fazla yaralanma riski taşıdığı gözlemlenmiştir. Deneyimsizlik ve motor becerilerin henüz tam gelişmemiş olması da bu riski artıran diğer etmenlerdir.
Dikkat ve Özel Gereksinim Durumu
Çocuğun dikkatini belirli bir sürede toplayamaması veya sürdürememesi, kaza riskini artıran önemli bir unsurdur. Özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların, dürtüsel davranışları nedeniyle kazalara daha açık oldukları bilinmektedir. Benzer şekilde, otizm spektrum bozukluğu veya bilişsel yetersizliği olan çocuklar, tehlikenin bilincinde olamadıkları ve neden-sonuç ilişkisi kurmakta zorlandıkları için tipik gelişim gösteren akranlarına göre 2-3 kat daha fazla risk altındadır.
Sonuç
Ev kazaları, sadece anlık dikkatsizliklerin değil, çocuğun gelişimsel özellikleri ve çevresel faktörlerin birleşimidir. Ebeveynler olarak görevimiz, sadece çocuğu kısıtlamak değil, onun gelişim düzeyine uygun bir güvenlik bilinci oluşturmak ve ev ortamını bu risklere göre düzenlemektir.