Kriz anlarında bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, paniğine ortak olan değil, fırtınada yolunu gösteren sakin bir limandır. "Duygusal ulaşılabilirlik" kavramı, özellikle zor zamanlarda eğitimcinin veya ebeveynin çocuğa sunduğu rehberlikle ölçülür. Bu yazıda, çocukların olumsuz duygularla başa çıkma sürecinde (duygu sosyalizasyonu) yetişkinlerin üstlenmesi gereken rolü, yapıcı yaklaşımları ve kaçınılması gereken tuzakları inceleyeceğiz.
Duygu Sosyalleştirmede 3 Temel Adım
Yetişkinlerin duygu rehberliği yapabilmesi için şu üç basamakta yetkin olması gerekir:
- Rol Model Olmak: Kendi duygularımızı nasıl ifade ediyoruz? Öfkelendiğimizde veya üzüldüğümüzde verdiğimiz tepkiler, çocuklar için birer derstir.
- Dinlemek: Çocuk duygusunu paylaştığında göz kontağı kurarak ve dikkatle dinliyor muyuz?
- Tepki Vermek: Çocuk olumsuz bir duygu yaşadığında (kriz anında) nasıl karşılık veriyoruz?
Olumlu Yöntemler: Çözüm ve Şefkat Odaklı Yaklaşım
Bir oyuncak kaybolduğunda veya bir başarısızlık yaşandığında çocuk "alarm durumuna" geçer ve bilişsel becerileri geçici olarak kilitlenir. Bu noktada yetişkinin yapması gerekenler şunlardır:
- Probleme Odaklı Tepkiler: Çocuğun o an göremediği çözüm yollarını sunmak. (Örn: "Gel, en son nereye koyduğuna birlikte bakalım.")
- Duyguya Odaklı Tepkiler: Stres seviyesini düşürmek için dikkati daha olumlu bir yöne çekmek ve sakinleştirmek.
- Duygu İfadesini Kolaylaştıran Tepkiler: Çocuğun duygusunu kabul etmek ve onu utandırmamak. (Örn: "Şu an üzgünsün ve bu çok normal.")
Kaçınılması Gereken Olumsuz Tepkiler
Kriz anında yapılan bazı hatalar, çocuğun duygusal dünyasında onarılması zor yaralar açar:
- Küçümseyici Tepkiler: "Bebek gibi ağlama", "Bunda abartacak ne var?" gibi cümleler, çocuğun duygularını geçersiz kılar.
- Cezalandırıcı Tepkiler: Kriz anı, ders verme zamanı değildir. "Bak toplamazsan kaybolur demiştim" demek, o an sadece çocuğun kendini suçlu ve cezalandırılmış hissetmesine neden olur.
- Yetişkinde Sıkıntı: "Sen ağladığın için ben de üzülüyorum" diyerek çocuğun krizine kendi duygusunu yüklemek, çocuğa rehberlik etmez, aksine ona taşıyamayacağı bir yük bindirir.
Sonuç
Çocuklar, öfke ve üzüntü gibi zorlayıcı duyguların içindeyken boğulurlar. Yetişkinin görevi, o suda onlarla birlikte boğulmak değil, onlara yüzmeyi öğretecek güvenli bir rehber olmaktır.